BİR MÜCADELENİN HİKAYESİ
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
...Vilayetten meselenin araştırılmasını talep ettiler ve o zaman ki Nurhak müftüsü benimle görüşmek için kasabaya teşrif ettiler...
Benim gayemin ve düşüncemin doğruluğunu çok iyi bilmesine rağmen,üç beş kişinin hegomanyasına teslim olmuştu müftü bey...
Bana nasihatlarda bulundu,toy ve heyecanlı olduğumu ve bu kişilerden özür dilememi istedi...
Ben bir kusurda bulunmamıştım...Üstelik onlar beni rızkımı kesmekle,görevime son vermekle ve sürgün etmekle tehdit etmişlerdi...
Asıl öğüt verilmesi gereken onlardı ama müftü bey her nedense statükoya boyun eğmiş ve utana sıkıla bana ayar vermeye çalışıyordu...
Aynı cevabı müftü beye de ifade ettim;
“Hocam Allah’ın huzurunda ne cevap vereceksin,lütfen adaletli davran,ahirette ben senden davacı olacağım,zalimlere boyun eğiyorsun.
Ben islam uğrunda istifa etmeye bile hazırım,rızkımızı veren Allah’tır.”Dedim ve müftü bey bu cevabımdan sonra bir kelime etmedi ve sadece sustu...Sonra da kalktı ve ilçeye gitti...
Sonraki günlerde kasabaya,Resmi bir araba,bir siyah reno otomobil geldi...
Bu otomobili yakından tanıyordu herkes...
Kaymakam beyin aracıydı...Kaymakam beyin şöförü beni kaymakamın evine davet ediyordu...Hemde eşimle birlikte yemeğe davet edilmiştim...
Bu davet karşısında donakalmıştım...
Acaba kaymakam bey bizi ailecek neden ilçedeki lojmanına davet etmişti.?...
Bir pazar günüydü ve biz eşimle beraber ilçenin yolunu tutmuştuk...
Kaymakam beyin misafiri olduk ve öğlen yemeğini birlikte yedik...
Ben kaymakam beyin ne diyeceğini merak ediyordum,müftü bey gibi beni sigaya mı çekecekti.?
Tam tersi olmuştu...
Kulaklarıma inanamıyordum...
O zamanlarda böyle yiğit kaymakamlar varmıydı...
Garibin sahibi Allah’tır derlerdi,o gün buna ben şahit oldum...
Kaymakam bey bana ;”asla zalimlere boyun eğmeyesin mehmedim.
Ben seni iyi tanıyorum,sen Allah rızası için gerçek islamın hükümlerini anlatan ve yaşatan bir memurumsun.
Asla geri adım atma.Beni burdan sürmedikçe sana kimse dokunamaz.Var git görevine devam et.Ben müftülüğe de gereken dersi verdim.Eğilmeden dik duruşuna ve gençlerin imanını kurtarmak için çalışmaya devam et.” dedi...
Sevinçten duygulanmıştım ve gözyaşı içerisinde eşimle beraber kasabaya dönmüştüm...
Kasaba halkı bana yapılan bu jeste şahit olmuştu...
Müftü bey ise utancıyla kalmıştı...
Şikayetçiler oturdukları yerde kalakalmışlardı...
Aman ya Rabbim,Allah dostları her yerde varmış,hamdolsun diyordum kendi kendime...
Hala o yiğit kaymakam beye dua eder ve her yerde yiğitliğini anlatırım...
Kasabaya döndüm ve görevime başladım ama fazla sürmeden üniversite sınavında İktisadi ve idari bilimler fakültesini kazanarak,İşletme bölümüne kaydımı yaptırdım...
Kahramanmaraşa gelerek,hem fakültemi okuyarak tamamlamak, hem de memuriyetime devam etmek istiyordum...
Kaymakam beyle helalleşerek Kahramanmaraş’a döndüm ve fakülteye başladım...
Böylece ilk görev yerimden ayrılmak mecburiyetinde kaldım...
Gözyaşları içerisinde kasaba meydanındaki kardeşlerimizle vedalaşarak ayrıldım...
Hala bu kasabayı yılda bir defa ziyaret etmeye çalışıyorum ve öğrencilerimizin büyüdüğüne,aile olduklarına şahit oluyor ve duygulanıyoruz...
Hoşçakalın...
Başka bir anımızda buluşmak düşüncesiyle...
Mehmet Akpınar
12.09.2020

