EĞİTİM EĞMEK DEĞİLDİR
Eğitim eğmek değildir. Çocuklarımıza, yavrularımıza güzel davranış kazandırmaktır.
Öğretim ise bilgi sahibi yapmaktır. Eğitim ve çocuğun anne karnında başlar. Kadın hamile iken yediği ve içtiği doğacak çocuğa tesir eder.
Yüce dinimiz İslam’ın üzerinde hassasiyetle durduğu hususlardan biri de eğitimdir
Eğitim ; ilimle hikmetin, bilgiyle ahlakın bir arada bulunduğu hakikat arayışı olarak görülür.
İnsanı, Allah’a yaklaştıran; sevgi, saygı ve şefkat gibi faziletlerle buluşturan eğitim anlayışı benimsenir.
Maddi ve manevi, değerler, milli ve kültürel değerlerin öğretilmesi ve davranış olarak kazandırılması başarının kişiye başarı sağlar.
Bunun yanında kişinin, ailesine, topluma ve çevresine karşı sorumluluk bilincinin gelişmesine yardımcı olur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in, “Allah’ım! Öğrettiklerinle beni faydalandır. Fayda verecek ilmi bana öğret ve ilmimi artır”[1] diye duası etmiştir.
Eskiden eğitim kurumlarından çıktıktan sonra “Rabbi zidni ilmen, Rabbi zidni fehmen , Rabbi zidni rızka “ diye dua ederek dağılırdık.( Rabbimiz ilmimizi artır.Rabbimiz anlayışımızı artır. Rabbimiz rızkımızı artır.)
Eğitim, ömür boyu devam eden bir süreçtir. Beşikten mezara kadar, doğumdan ölüme kadar. Çünkü insan; eğitimle şekillenir.
Eşyanın hikmetini ve yaratılışın gayesini eğitimle kavrayabilir.
İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan eğitimle ayırabilir.
Zarureti Hams(Korunması gereken beş şey)Dinin, canın, malın, neslin ve aklın korunduğu erdemli, faziletli bir toplum eğitimle inşa edilebilir. Adalet ve merhametin hâkim olduğu bir medeniyet ancak eğitimle kurulabilir.
Bugün, toplumsal sıkıntıların çekildiği, huzur ve mutluluğun eksildiği bir çağda yaşıyoruz. Bundan kurtuluş reçetesi, eğitimden, insanın özüne dönmesinden , milli ve manevi değerlerimizle sahip çıkarak bir eğitim anlayışıyla, sıkıntılarımıza çare bulabiliriz,
“İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır” hadis-i şerifi gereğince iyiliğin temsilcileri olma
sorumluluğunu omuzlarında taşımalıyız.
Bugün millet olarak bizlere düşen görev; bizi biz yapan, bizi ayakta tutan değerlerimize sımsıkı
Sarılmak, Çocuklarımızı ve gençlerimizi her türlü batıl ideolojiden, sapkın akımdan, zararlı alışkanlıktan, hurafelerden korumaya gayret sarf etmektir.
Çocuklarımızın, gençlerimizin, kalplerine imanı, zihinlerine ilmi hayatlarına güzel ahlakı nakşetmeliyiz.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v)’in şu güzel duasını her zaman aklımızdan çıkarmamalıyız: “Allah’ım! Huşû
duymayan kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul olunmayan duadan
sana sığınırım.”[2]
[1] Tirmizi
[2] Nesâî

