aakbaba046 @ gmail.com

MERHAMET EĞİTİMİ

İnsan, yeryüzünün en değerli varlığıdır.

Her türlü saygıya layıktır.

Kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı ayırt edilmeksizin her insanın canı mukaddestir.

İster ailede, ister sosyal hayatta, isterse dijital mecralarda söz, tutum ve davranışlarla hiç kimseye zarar verilemez, kimsenin şeref ve haysiyetine dil uzatılamaz.

Peygamber Efendimiz (s.a.v), Müslümanı şöyle tarif etmektedir: “Müslüman, elinden ve dilinden insanların güvende olduğu kişidir.”[1] Her türlü şiddetin çaresi merhamet eğitimidir.

Allah’ın bizlere emaneti olan çocuklar; inancı, iyiliği, merhameti, sevgi ve saygıyı ilk olarak ailesinden öğrenir. Ayet-i kerimede; “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et…”[2] Buyrulmuştur.

Her anne baba; çocuklarının yüreklerine dokunmalı, başlarını okşamalı, onları Allah’a iyi bir kul, çevrelerine faydalı bir insan olarak yetiştirmeye gayret göstermelidir. Bir çocuk için, ilim ve hikmet yolculuğundaki en önemli kişilerden biri de öğretmenlerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v), eğitim ve öğretim gibi kutsal bir vazifeyi yürütenlere; “İlim öğreten kimseye, öğrettiği ilimle amel edenlerin kazandıkları kadar ecir verilir…”[3] müjdesini vermektedir. Zira öğrencilerine ahlak ve edebiyle, şefkat ve merhametiyle rol model olan her bir öğretmen toplumda fazilet ve erdemin teminatıdır. Gönüllerimize muhabbeti, evlerimize ve okullarımıza merhameti hâkim kılmalı, kalbimize düşen öfke kıvılcımlarını rahmet yağmurlarıyla söndürmeliyiz.

Evlatlarımızın yüreğine sevgi, saygı, anlayış ve paylaşmanın tohumlarını serpiştirmeliyiz.

Unutmayalım ki, bir çocuğun zihnine işlenen güzel bir söz, gönlüne yerleştirilen merhamet ve muhabbet yarının huzur dolu dünyasına dikilmiş bir fidan olacaktır.

Bu vesileyle merhamet eğitiminde bizlere rehberlik eden anne ve babamızı, öğretmenlerimizi, hocalarımızı ve Kur’an muallimlerimize saygı göstermeli ve hürmet etmeliyiz.

Bu hususta Allah Resûlü (s.a.v)’in şu uyarıyı yapmıştır: “İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez.”[4] Buyurmuştur.

Maddi imkânların çok fazla olduğu, maneviyatın ise körelmeye yüz tuttuğu bir çağda yaşamaktayız.

Merhamet, şefkat, diğerkâmlık gibi ulvi duygular can çekişmekte iken, öfke, hiddet ve şiddet dünyayı abluka altına almakta, haksızlık ve zulümle insan insanlığından çıkmakta, hayatı yaşanmaz hale getirmekte, kendi kuyusunu kendisi kazmakta.

Kaybetmeye yüz tutan insanlığın bugün en çok ihtiyaç duyduğu duygu merhamettir..

Peki merhamet nedir? Merhamet¸ insanı kendine ve başkalarına iyilik ve yardım etmeye yönlendiren acıma duygusudur. Merhamet sıradan bir acıma duygusu değildir.

Merhametten¸ bütün yaratılmışlara sevgi ve şefkatle yaklaşma¸ onları kötülükten ve zulümden koruma ve kurtarma¸ yardım etme¸ bağışta bulunma¸ affetme gibi güzel huy ve davranışlardır.

Merhamet; sevgi¸ saygı¸ sabır¸ doğruluk vb. gibi yaşanarak öğrenilen duygulardandır.

Merhamet duygusu¸ ancak sevginin¸ saygının¸ şefkatin¸ hoşgörünün¸ yardımlaşmanın¸ yaşanıldığı eğitim ortamlarında gelişebilir. Yani baskı¸ korku¸ kin¸ nefret¸ öç alma gibi duyguların hâkim olduğu ortamlardan merhametli insan yetişmesi imkansızdır. Sevgi sevgiyi¸ korku korkuyu¸ merhamet merhameti doğurur. Merhamet insanın¸ temel insanî duygularından biridir. Bu duyguya sahip olmayan bir insan her türlü felakete sebep olabilir. Bu durumda merhamet duygusunun¸ insanlığı hatırlatan sıfatların önemlilerinden olduğunu söyleyebiliriz. Rahmet ve şefkat duygusundan yoksun bulunan kalbin sahibi¸ kaba¸ katı¸ acımasız bir insan olur. Bu kötü vasıflardan ise zulüm ve adaletsizlik¸ bunlardan da huzursuzluk doğar. Bildiğimiz gibi Yüce Allah¸ Rahmân ve Rahîm'dir. İnsanlarda ve bütün canlılarda bulunan acıma ve merhamet duygusu da Allah'ın Rahmân sıfatından gelmektedir. Efendimiz şöyle ifade buyurmuştur: "Şüphesiz acıma¸ merhamet duygusu Rahmân'dan bir cüzdür."[5] Kalbinde merhamet duygusu taşıyan bir insan¸ içinde ilâhî bir cevher taşıyor demektir. Merhameti olmayan kişi¸ bu ilâhî nimetten nasipsiz kalmıştır. Hz. Peygamber'in çocukları sevip okşamasına hayret eden ve on çocuğundan hiçbirini öpmediğini övünerek söyleyen bedeviye¸ "Şâyet Allah senin kalbinden merhameti söküp almışsa¸ ben sana ne yapabilirim? Merhamet etmeyen merhamet edilmez."[6] Buyurmuştur. Merhamet¸ ahlaki erdemlerin en büyüklerindendir. Fakat nezâketle yapılmayınca tadı kalmaz ve merhamet olunan kişiyi hoşnut etmez. Çünkü merhametin insandaki yeri kalptir¸ gönüldür. Gönülden gelen bir şeyde ise katlanma ve zorlanmanın olması söz konusu değildir Mustafa Kalli [1] Tirmizi [2] Nahl. 16/125 [3] İbn Mace [4] Buhâri [5] Buhari,Tirmizi [6] Buhari