BİR NESLİN HİKAYESİ
1. BÖLÜM
Yıl 1993...
İlk görev yerim kullartatlar kasabası...
Bir nisan ayında imam hatip olarak göreve başlamıştım...
20 yaşındaydım ve hayatımın baharındaydım...
Memuriyetimin ilk aylarıydı ve Haziran ayında da evliliğe ilk adımımı atmıştım...
Göreve başladığım kasaba,şirinmi şirin,yemyeşil bir kasabaydı...
Kasabanın üst tarafından,dağların arasından büyük bir çağlayan çağlıyordu...
Tadlar çayı olarak isimlendirilen bu su,köyün tam ortasından geçiyordu...
Su soğuk ve buz gibiydi...
Yaklaşık üç metre genişliğinde ve bir metre derinliğinde akan,berrak ve tatlı bir suya sahipti...
Kırmızı benekli alabalıkları izlediğim bir güzel çaydı...
Coşkun bir şekilde şarıldayarak akan bu suyun etrafında söğüt ve çınar ağaçları sıralanmıştı ve sonrasında bahçeler ve bahçelerin ortasında mütevazi evler yükseliyordu...
Suyun etrafında ve en güzel yerlerinde,tamda kasabanın yol geçişlerinde sağlı sollu,köy kahveleri sıralanmıştı...
Kasaba insanlarının buluştuğu,sohbet ettiği,oyunlar oynadığı meydan ve bu meydanda yer alan kahveler ikindi sonrası dolup taşıyordu...
Benim göreve başladığım cami ise beri geçe olarak isimlendirilen bölgedeydi,yani akarsunun batı tarafındaydı...
Kasabanın insanları ve benim komşularım tam bir Anadolu insanıydı...
Osmanlının son kasabalarından kalmış bir kasaba diyebilirim...
Ahlakları,saygıları kaybolmamış,bakraç taşıyan nasırlı ellere sahip anneler,Anadolu’nun edebini ve saygısını asla yitirmemişti...
Kasabaya gelen bir misafir yürüyorsa, yoldan giden erkekler duruyorlar,misafire yol veriyorlardı...
Yolda su taşıyan ve yürüyen kasabanın kadınları ise,bir misafir gördükleri zaman,yüzleri yerde ve bakraçları yere bırakarak duruyorlar ve de yan tarafa doğru dönüyorlardı...
Misafir yaklaşık 20-30 metre uzaklaştığında hareket etmeye ve yürümeye başlıyorlardı...
Misafirperverlikleri mükemmeldi ve evimizi envai çeşit hediyelerle donatıyorlardı...
Mutfağımız;yoğurt,tereyağ,peynir,elma,patates ve sayamayacağım yiyeceklerle dolup taşıyordu...”
Lütfen yeter artık hediye ve ikram getirmeyin” dememize rağmen getirmeye devam ediyorlardı...
Bizde sevgili eşimle birlikte, gelen fazla hediyeleri eşimize dostumuza hediye ediyorduk...
Çünkü zaten yeni evlenmiştik ve caminin lojmanında sadece iki kişi kalıyorduk...
Komşularımıza minnettardık,sevgi ve saygı doluyduk...
Kasabaya çok ısınmıştık...
Ancak kasabanın camisine,bir hafız amca ve birkaç yaşlı amcadan başkası gelmiyordu...
Kasabanın Gençleri kahvehanede veya futbol sahasındaydı...
Bende 20 yaşında bir gençtim...
Nasıl ederimde,gençlere ulaşabilirimin hesabını yapmaya başlamıştım...
Kocaman kasabada kendimi yalnız hissediyordum...
Nihayetinde futbol sahasına giderek gençlerle beraber futbol oynamaya başladım...
Eskiden iyi bir forvetliğim olmuştur...
İyi goller atmışlığım vardır...
Velhasıl,gençlerle arkadaş olmaya başlamıştım ve benimle sohbet etmekten yabancılık hissetmiyorlardı...
Kasabanın yaşlıları her ne kadar beni, futbol oynadığım için eleştirseler de,ben onlara;”gençlerinde namaza ihtiyacı olduğunu,onlara da ulaşmamız gerektiğini”anlatmaya çalışıyordum...
İkinci plan olarak;eşimle birlikte,akşamları evleri ve aileleri ziyaret etmeye başlamıştık ...
Her gün bir eve misafir oluyorduk ve gecelere kadar sohbetler koyulaşıyordu...
Ben,erkeklere islamın güzelliklerini anlatıyordum,eşim de kadınlar tarafında,kadınlara islamın güzelliklerini anlatıyordu...
Kasaba insanları,islamın güzellikleriyle tanışıyor ve gerçek Allah bilinciyle bilinçleniyorlardı...
Üçüncü planda da;köy kahvehanesine gitmeye karar verdim...
Kasabanın meydanına doğru yürümeye başlamıştım,rabbimden kolaylıklar dileyerek yürüyordum...
“Ya rabbi işimi kolaylaştır,zorlaştırma ve işimi hayırla tamamla.” Diyordum...
Gençlerle tanışmaya devam edecektim ve onlara,bizi yaratanın Allah olduğunu anlatacaktım...
Kafamda binlerce sorular ve kalbimde bir tatlı heyecan,meydana doğru ilerliyordum...
O güzelim tatlar çayına doğru koşarcasına ilerliyordum...
Yirmili yaşlardaki tek gayemiz ;Allah’ımızın sevgisini anlatmak ve yaşatmaktı...
Dolu dizgindik o günlerde...
Yazının devamı, gelecek seferde, ikinci bölüm olarak yayınlanacak inşallah...
Selam ve dua ile...
Mehmet AKPINAR
11.09.2020

