akpinar @ gmail.com

ÜLKÜSÜ OLMAYAN İNSAN

“Ülküsü olmayan insan, çamurdan farkı olmayan bir varlıktır.” Alparslan Türkeş’in bu sözü, insanın bir amacı ve bir derdi olması gerektiğini anlatır…

İnsanın yüreğinde bir dert yoksa, başkasının acısına da kolay kolay kulak veremez…

Oysa insan, başkasının derdiyle dertlendiği ölçüde insandır…

Bugün Eşref Şekerli ağabeyle birlikte Gazze’den gelen bir görüntüyü izledik…

Elinde tencereyle bekleyen yaşlı bir adam vardı…

Başını önüne eğmişti. Bakışlarında tarifsiz bir yorgunluk, sessiz bir bekleyiş vardı…

Eşref ağabey o bakışları görünce, “Bizi yaktı, bağrımıza bıçak sapladı” dedi…

Sonra da o adamı bulmak için harekete geçti…

Gazze’de yardım organizasyonlarında tanıdığı kim varsa aradı. Vakıflara haber gönderdi: “Bu adamı mutlaka bulun…” dedi…

Çünkü o görüntü karşısında rahat edemedi. “Başka türlü rahatlayamam” diye yazdı…

Eşref Şekerli ağabey, Kahramanmaraş’ta da yıllardır imkânı olanla ihtiyacı olan arasında bir köprü oluyor…

Kimsesizlere odun, kömür gönderiyor…

İhtiyaç sahiplerine yardım ulaştırmak için organizasyonlar yapıyor…

Olandan alıp olmayana veriyor…

Gazze’deki kardeşlerimize de el uzatıyor. Orada yemek dağıtımı ve yardım çalışmaları için gayret ediyor…

İnsan, böyle bir yüreğin karşısında şunu düşünüyor: Dert sahibi olmak, yalnızca üzülmek değildir…

Dert, insanı harekete geçirir…

Birinin yüreği yanar, gözleri dolar; sonra da “Ben ne yapabilirim?” diye sorar…

Eşref ağabeyin yaptığı da budur…

Elinde tencereyle bekleyen o yaşlı adamı bulmayı kendine bir görev edinmiştir…

Belki o adamı bulacak. Belki ona ulaşacak, elinden tutacak…

En azından onu aramak için elinden geleni yapacak…

Biz de o görüntüyü izlerken gözyaşlarımızı tutamadık…

Çünkü insanın elinde imkânı varken, mazlumun acısına kayıtsız kalması kolay değildir…

Kur’an-ı Kerim, Nisâ Suresi’nin 75. ayetinde çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar için mücadele etmemizi hatırlatır…

Bakara Suresi’nin 214. ayeti ise sıkıntıların içinden geçen müminlere Allah’ın yardımının yakın olduğunu müjdeler…

Bize düşen, mazlumların feryadını duymak ve imkânımız ölçüsünde onların yanında olmaktır…

Bazen bir yardım kolisi, bazen bir sıcak yemek, bazen de bir insanı bulmak için gösterilen gayret…

Hepsi merhametin hayata dönüşmüş hâlidir…

Eşref Şekerli ağabey gibi insanlar olduğu müddetçe, iyiliğin ve merhametin hâlâ aramızda yaşadığına inanıyoruz…

Rabbimiz onların gayretlerini kabul etsin…

Gazze’deki kardeşlerimize yardım ulaştırmaya çalışan herkesten razı olsun…

Rahmetini üzerimizden eksik etmesin…

Mehmet Akpınar
6 Kasım 2026