bunyamingokce4646 @ gmail.com

 "Millet-i Sadıka"dan Zeytun İsyanlarına

Osmanlı idari dilinde Ermeniler uzun süre "millet-i sadıka" olarak anılmıştır.

Yerel Türkmen hafızası bu 150 yıla yakın dönemi şöyle yorumlar: Devletin zayıflığından değil, hoşgörü ile idare etme gayretinden dolayı zaman zaman vergi vermeyi reddetme, yol kesme, idari emirlere uymama gibi başkaldırıların müsamaha ile karşılandığı bir dönem yaşanmıştır.

 Arşiv temelli araştırmalar, Zeytun'un coğrafi konumunun bu özerkliğe zemin hazırladığını gösterir.

Dağlık arazi, 1879'dan beri Zeytun'da bulunan askeri bölüğün I. Dünya Savaşı seferberliğinde cepheye sevk edilip güvenliğin seyyar jandarmaya bırakılması, asker kaçaklarının Zeytun'da toplanması için elverişli ortam yaratmıştır.

Belleten'de yayımlanan araştırmaya göre, Zeytun Ermenileri seferberlik emrine uymayarak askere gitmemiş, silâhlanıp dağlara çıkmışlardır.

Rusya'nın İskenderun ve Erzurum-Karadeniz limanları üzerinden Zeytun'a silah sevkiyatı yaptığı, Fransa'nın Adana-Kilikya bölgesine dair hesapları ve İngiltere'nin İskenderun'a çıkarma planlarında Zeytun Ermenilerinden yararlanma düşüncesi de aynı çalışmada belgeleriyle ele alınır. (Belleten, 2009)

Zeytun'da iki kritik evre yaşanmıştır: 30 Ağustos - 1 Aralık 1914 arasındaki ilk silahlı direniş ve 25 Mart 1915'te Osmanlı ordusunun Zeytun'u ele geçirmesiyle sonuçlanan ikinci harekât. (Zeytun İsyanı 1915)

Dönemin sıralı amirleri

Başkumandan Vekili Enver Paşa: Genel seferberlik emrinin en üst düzeydeki muhatabı.

IV. Ordu Komutanı Ahmed Cemal Paşa: Suriye-Filistin ve Kilikya havzasından sorumlu; Zeytun'a sevk edilen birliklerin bağlı olduğu komutan. 5 Nisan 1915 itibarıyla bölgede Binbaşı Hurşit Bey kumandasında 22. Alay'dan 1 Nizamiye Taburu, Halep Mürettep Fırkası'ndan 3 Depo Taburu, 2 Süvari Bölüğü ve 2 cebel topu bulunduğunu Başkumandanlık Vekâleti'ne bildiren isimdir.

Dâhiliye Nazırı Mehmed Talat Paşa: 5 Mayıs tarihli şifre ile Zeytun Ermenilerinin tamamının ihracını Maraş Mutasarrıflığı'na emreden nazır.

22. Alay'dan Binbaşı Hurşit Bey: Mart-Nisan 1915 Zeytun kuşatmasında sahadaki nizamiye ve depo taburlarının saha komutanı.

Maraş Mutasarrıfları Ali Haydar Bey (Paşa) ve Mümtaz Bey: Ali Haydar Paşa, 30 Ağustos 1914'te 600 askerle Zeytun'a gelerek ilk isyancıları teslim alan mutasarrıf olarak kayda geçer.

Urfa Mutasarrıflığı'na tayini sonrası yerine gelen Mümtaz Bey, 30 Mart 1915 tarihli şifresiyle Ermeni köylülerin ovaya indirilip yerlerine Müslüman muhacirlerin yerleştirilmesini önermiştir.

Halep Valiliği ve Maraş Jandarma Kumandanlıkları: Sevkiyat ve iaşe-iskân yazışmalarının yürütücü makamları.

Beşenli ve Kertmenli anlatıcıların hafızasında 19. yüzyıl sonu - 20. yüzyıl başı şöyle yer etmiştir:

 "Zaman zaman vergi verilmez oldu. Devlet yine de hoşgörüyle idare etmeye çalıştı. Lakin yol kesme, köy basma, yağma ve can alma artık çekilmez oldu."

 Bu anlatıda özellikle Beşen aşiretinin olduğu mıntıkada, Kertmen ile diğer Türkmen köylerinde yaşanan baskınlar, pusuya düşürülen Osmanlı birlikleri ve zayi olan askerleridir.

Arşiv kayıtları da "çevredeki Müslüman köylere baskınların artıp yoldan gelip geçenlerin katl ve gasbedilmeye" başlanmasıyla Zeytun'a harekât mecburiyetinin doğduğunu doğrular.

            Dulkadirli'nin asli unsuru olarak görülen Beşen aşiretinin bu süreçte hem mağdur hem de devletin yanında sivil milis gücü olarak yer alan taraf olması, yerel kimliğin merkezindedir.

            Yerel hafızanın en travmatik anlatısı Beşenli aşiretinden, Gövceler sülalesinden Gövce Ali'ye dairdir:

            Sözlü tarihe göre 1880 li yıllarda Gövce Ali, askerlik görevini tamamlayıp köyüne dönerken Ermeniler tarafından yakalanarak vahşice katledilmiş ve Zeytun Kanlı Köprü'den dereye atılmıştır.

            Bu olay Beşenli aşiretinde büyük bir infiale sebep olmuştur. Ve bundan sonra devletin her askeri harekatında sivil milis kuvveti olmayı sağlamıştır. Osmanlı arşivine dayanan çalışmalarda da Zeytun havalisinde orduya cephane taşıyan askerlerin öldürülüp esir alınması, yol pusuları ve 24/25 Mart 1915 gecesi 9 askerin şehit düşüp 27'sinin yaralanması gibi kayıtlar mevcuttur. Prof. Dr. Orhan Doğan'ın arşiv çalışması, Zeytun (Süleymanlı) Ermenileri tarafından şehit edilen Osmanlı askerlerini isim isim ortaya koymuştur.

             I. Dünya Savaşı'nda amele taburlarına yazılan Ermeni gençleri askere gitmeme kararı almış, askerden kaçanlarla birleşerek sayıları 300'e ulaşmış ve çevre köy baskınları ile zulmü artırmışlardır.

             Seferberlikte Zeytun'dan askere alınamayanlar ve firariler dağlara çıkmış, Ağustos 1914'te devriye jandarmalarına saldırılmış, 1914 yaz sonu harekâtında kaçakların bir bölümü yakalanabilmiştir. Nisan başlarında Maraş'tan 450, Zeytun'dan 125 kaçağın teslim olmasıyla harekât kısmen amacına ulaşmıştır.

Bu dönemde Zeytun'un asker kaçaklarının toplandığı merkez haline gelmesi, dönemin askeri raporlarının da ana tespitidir.

            Yerel hafıza ile arşivin en çok örtüştüğü nokta Maraş Mutasarrıfı Ali Haydar Paşa'nın Zeytun meselesini kökten halletme planıdır.

Bir miktar asker ile çevre Türkmen köylerinin, özellikle Beşenli aşireti ve Beşenli'ye bağlı Gövceler sülalesinin sivil milis gücü desteğiyle Zeytun kuşatılmıştır.

Devlet "barışalım, gelin bunu müzakere edelim" tarzında ciddiyetini göstermiştir. Bu çağrıya olumlu yanıt verilmiştir.

Eşkıya lideri Nezaret Çavuş (yerel telaffuzla Nazarat/Nazaret Çavuş) ve 12 mahalle lideri bir odada müzakere için toplanmışken, bina Osmanlı ve milis güçlerince sarılarak içeridekiler esir alınmıştır.

Liderler Maraş'a getirilip yargılanmıştır. Nezaret Çavuş, ibret-i âlem için bir hamalın sırtındaki zembilde çarşı pazarda gezdirilmiş ve idam edilerek mezarlığa defnedilmiştir.

Arşiv, Ali Haydar Paşa'nın 30 Ağustos'ta Zeytun'a gelip direnişsiz teslim aldığını ve halkın elindeki 200'ü aşkın silahı topladığını yazar.

Yerel hafızadaki "müzakere tuzağı" motifi ise dönemin isyan-bastırma taktiklerinde sık görülen bir anlatı kalıbıdır. Ancak olayın Maraş'ta yargılama ve idamla sonuçlandığı hususu hem sözlü hem yazılı kaynaklarda sabittir.

 Ali Haydar Paşa nın ismine binaen gövcelerde paşa lakabı ve şu an Gövçayır beşenli’sinde Ali Haydaroğlu soyismi anısına yaşatılmaktadır.

Halk arasında bugün de tekrarlanan şu söz, hafızanın canlı delilidir:

 "Ben asgeridim, Nazarat Çavuş'un mezarını bir ay bekledim."

Anlatıcıların aktardığına göre bu sözü söyleyen, mezar başında nöbet tutan Kürt asıllı bir askerdir. Bu tür nöbet-mitleri, cezanın infaz sonrası da devlet ciddiyetiyle korunduğunu vurgulayan yerel hafızadır.

 Tehcir kararına binaen anlatılan uygulama şöyledir:

 Her hafta bir mahalle göçe hazırlanacak, her aile kendi eşek ve atlarına ne kadar malzeme alabilirse o kadar alacak, her hafta bir mahalle sevk edilecektir.

 Resmi süreç şöyledir: Cemal Paşa önce sadece erkeklerin sürülmesini emretmiş, Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti ve Maraş Mutasarrıfı Mümtaz Bey'in görüşleri doğrultusunda aileleriyle birlikte sevk kararlaştırılmıştır.

Cemal Paşa'nın 8 Nisan 1915 şifresiyle olaylara karışanların aileleriyle Konya'ya sevki bildirilmiş, Talat Paşa'nın 5 Mayıs şifresiyle Zeytun Ermenilerinin tamamının ihracı emredilmiştir.

Yerel hafızadaki "haftada bir mahalle" ve "hayvan sırtında taşınabilen eşya" detayları, sevkıyatın kademeli ve iaşe-iskân yazışmalarına bağlı yürütüldüğünü gösteren arşivle uyumludur.            

Anlaşılacağı üzere Zeytun meselesinin çözümünde çevre Türkmen köyleri ve Dulkadirli'nin asli unsuru Beşen aşireti ile Gövceler sülalesinin desteği belirleyici olarak hatırlanmaktadır.

Yerel tarih burada bitmez. Aynı aşiret ve sülale hafızası, Zeytun sonrası tecrübenin 1919-1920 Maraş Müdafaa-i Hukuk dönemine aktarıldığını anlatır:

Beşenli ve Bertiz yöresinde örgütlenilerek Maraş kurtuluşunda tarihi vesikalar ortaya konmuştur.

 Bu, Millî Mücadele tarihiyle de uyumludur. Bertiz çeteleri, Sütçü İmam, Arslan Bey (Yörük Selim), Rıdvan Hoca, Dr. Mustafa Bey ve Maraş Heyet-i Merkeziyesi öncülüğündeki direnişte Fransız-Ermeni lejyonlarına karşı ilk kurşunun atıldığı havzanın parçasıdır.

Zeytun'da milis tecrübesi kazanan Türkmen köylerinin, 1919'da aynı dağları bu kez Fransız işgaline karşı kullanması, yerel hafızada doğal bir devam olarak görülür.

Zeytun meselesi ne sadece arşivden ne sadece hatıradan anlaşılabilir. Arşiv, seferberlik, asker kaçakları, IV. Ordu sevkıyatı ve tehcir karar mekanizmasını açıklar.

Sözlü tarih ise Gövce Ali'nin Kanlı Köprü'de katlini, Nezaret Çavuş'un zembilde gezdirilmesini, Kürt askerin mezar nöbetini ve her hafta bir mahallenin davul-zurna değil sessizlikle uğurlanmasını hatırlatır.

 Beşen aşireti ve Gövceler sülalesinin hafızası, bu olayı "devletin yanında durma, bedel ödeme ve Maraş'ın kurtuluşuna yürüme" şeklindedir