aakbaba046 @ gmail.com

KADIN VE AİLE

 Kadının cemiyetteki yeri çok büyüktür. Saygıya ve hürmete layıktır. Geleceğin nesillerini yetiştirecek olan kadınlardır. Büyük insanları doğura, onları terbiye eden ve insanlığın hizmetine sunan kadınlardır. Bu bakımdan kadınlarımız eğitilmeli, istismar edilmemeli ve ahlaksızlaştırılarak ticaret malı yapılmamalıdır. Çeşitli yayınlar vasıtasıyla iffet, hayâ ve namus duygusundan uzaklaştırılmamalıdır.

Çocuk terbiyesi ne zaman başlar?

Çocuk terbiyesi( eğitimi), doğarken mi, konuşmaya başlayınca mı ve söylenenleri anlamaya başlayınca mı başlar? Çocuk eğitimi (terbiyesi) evlenmeye karar verince başlar ve çocuğun dünyaya gelinceye kadar devam eder. Evlilik, doğacak çocuğun karakter ve terbiyesini etkiler. Çocuğun terbiyesi, anne hamile iken gösterdiği davranışlarla doğrudan ilişkilidir. Bebek, annenin yemek, uyuma ve dinlenme düzenine göre ilk terbiyeyi almış olarak dünyaya gelir.

Allah(c.c)’ın verdiği dünya nimetlerden biri olan çocuk, dünyaya geldiği andan itibaren, anne ve baba, kendine verilen bu emaneti korumak, terbiye etmek ve yetiştirmekle sorumludur. Müslüman bir anne ve babanın vazifesi, çocuklarına İslami terbiye vermektir. Çocuklara bırakılacak en büyük mirasta güzel terbiyedir.

TOPLUMUN TEMELİ OLAN  AİLE

Ailenin önemine ve sorumluluğuna dair Ayet-i kerimelerde;
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrîm,66/6)
“Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et.”(Tâhâ,20/132)
(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız.”(En’am6/151)
“Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız.”(İsrâ,17/31)
Peygamberimiz de;
“ Herkes çobandır ve herkes sürüsünden(eli altındakinden) sorumludur.”
“Kadınların en hayırlısı, mehirce en kolay olanıdır.”
Mehir: Evlilik sırasında, kocanın kadına verdiği bir miktar malın adıdır. Mehir, kadının hakkıdır. Mehirin, en az miktarı Hanefi mezhebine göre on dirhemdir. Hz. Peygamber (s.a) Ashabdan birisini ezberine bildiği sureleri öğretmesi karşılığında evlendirmiştir.
“Çocuklarınız yedi yaşına geldiği zaman onlara namaz kılmalarını emrediniz.”
“ Fakire verilen sadaka bir sadakadır. Akrabaya verilen sadaka iki sadakadır.”
 “Aralarında din farkı olanlar(iki ayrı dinden olanlar) birbirlerine vâris olamazlar.” (bir kâfirin, Müslüman’a varis olamayacağında ittifak vardır.)
“Kâfire mirastan hiçbir pay yoktur.”
“ Mûrisini öldüren kimse mirastan mahrum bırakılır.”

AİLENİN TEMELİ OLAN EVLİLİK

 İslam’ın temel kurumlarından birisi de evlilik kurumudur. Evlilik, ilahi emre uyup yuva kurmaktır. Yuva, toplumun temelidir.

Evlilik, bu temeli Allah için atmak ve şerefli bir bina yapmaktır. İnsanlığın dünya hayatı bu yuva üzerine kurulmuş ve aile düzenine göre şekillendirilmiştir. Aile olmadan, nesep korunmadan din yaşanamaz, hayatın bir manası olmaz. İslam’da korunması gereken beş husus vardır.

Bunlar; 1. Yaşama hakkı. 2. Aklın muhafazası. 3. Neslin muhafazası. 4.Dinin muhafazası 5. Mülkiyet hakkı. İslam, bu hakları korumak için sağlam bir aile düzenini inşa etmiştir.

İlk yuva, Hz. Âdem (a.s) ile Hz. Havva validemiz arasında cennette kurulmuştur.

Bu sebeple Allah için yapılan evlilikte, cennetten bir tat vardır. Erkek ve kadın fıtratı, evlenmek ve aile olmak esasına göre yaratılmış olduğundan, Allah kullarına evlenmeyi emretmiştir.

Kulluk, insanın yaratılmış olduğu İslam fıtratına uygun olarak yapılınca güzel ve tamam olur. Yoksa din noksan yaşanmış olur. Kâmil olmak için evlenmek, yuva kurmak, aile hukukunu ayakta tutmak şarttır.

Evlilik, İslam’ın edeplerindendir. Bu edebe uymak için kurulan yuva; insanın şahsına, ailesine ve bütün insanlığa bir hizmettir.

Evlilik ile insan nefsini bütün günahlardan korur. Kendisini kötülüklerden koruyan kimse ise cennet nimetlerine nail olur. Evlilikteki bu hikmet unutulmamalıdır.

Evlilikte yeni nesil kazanmaktır. Allah yaratandır. İnsanın yaratılması, evlilik üzerinden olmaktadır. Kadın ve erkek, insanın yaratılmasının iki unsurudur.

İnsan neslinin devamı için bu gerekli bir şeydir. Nesil sahibi olmak, İslam’ı korumak, gelecek nesillere taşımak ve yaymak için lâzımdır. Bunun için evlilik, İslam ümmetinin çoğalması ve kuvvetlenmesi için yerine getirilmesi gereken bir görevdir.

Peygamberimiz ümmetine emrediyor. “Evleniniz, çoğalınız; çünkü ben kıyamet günü ümmetimin çokluğu övüneceğim.” (İbni Mace) Buyrulmaktadır.

Müslüman her genç kızın ve erkeğin evlenmesi ve Allah’a şöyle dua etmesi gerekir; “Ve onlar, ‘Rabbimiz bize eşlerimizden ve soyumuzdan, göz aydınlığı olacak çocuklar armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl’(Furkan,74) diyenlerdir.”.

Evlilik, erkeği ve kadını haramdan korur, terbiye eder. Aile; baba ocağı, anne kucağıdır.

Asrımızda Müslümanları tehdit eden en önemli konu, evlenme şuurunun kaybolmasıdır.

Bu şuurun kaybolmasına neden olan sebepler araştırılmalı ve tedavi edilmelidir.

Çünkü bu konu ülke güvenliğini ve toplumun geleceğini yakından ilgilendirmektedir.

Gençler, aldıkları materyalist eğitimin ve yanlış kadın ve aile politikalarının etkisiyle evlenmiyorlar veya geciktiriyorlar.

Bunu yaparken de Allah ve Resulü’nün evlenme ile ilgili tavsiyelerine muhalefet ettiklerini de düşünmüyorlar..

Ayet-i Kerimede: “İçinizde evli olmayanları(bekarları), kölelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer fakir iseler Allah, kendi fazlından onları zengin eder…”(Nur,32)Buyrulmuştur.

Evlenmek, Peygamber’in sünneti ile amel etmektir. “Nikâh, benim sünnetimdir.

Sünnetimi yapmayan benden değildir.” (İbni Mâce) Buyrulmuştur.

Enes bin Malik anlatıyor; Bir gün Peygamberimizin yanına Saad Süllemi adında bir adam gelir. “ Ya Resûlullah, rengimin karalığı ve yüzümün çirkinliği Cennete girmeme mani midir? Peygamberimiz adama : “Rabbinin ve Resulünün getirdikleri hükümlere kesinlikle inandıkça, derinin rengi ve yüzünün çirkinliği Cennete girmene engel değildir .” diye cevap verir.

Bunun üzerine adam; “Ben birinden kız isteyince kara derili ve çirkin yüzlü diye bana kızı vermediler.

Beni reddettiler. Ben ise soylu bir ailedenim ve dayılarıma çektiğimin için cildimin rengi kara olmuş.” Der.

Peygamberimiz. Siyah derili adama; “ Amr b. Vehb’in evine git. Allah Resulü beni kızınla evlendirdi “ de. Buyurur.

Adam gider adamın evine varınca  “Resulullah beni kızınızla evlendirdi.” Deyince, adamı kaba bir şekilde yine reddederler. Adam geri dönünce kız, babasına; Babacığım, vahiy seni rezil etmeden önce bir çıkış yolu aramalısın, Allah Resulünün râzı olduğu şeye bende râzıyım” dedi. Kızın babası hemen Peygamberimize giderek,

Peygamberimizden af dileyerek, “Kızımı kendisine verdim “dedi. Peygamberimiz dört yüz dirhem mihr ile kızı adama nikâhlar. Adamın parası olmadığından bu parayı Hz. Osman, Hz. Ali ve Abdurrahman b Avf’dan tedarik eder.

Fakat bu arada Peygamberimizin seferberlik ilanını duyar. Müslümanlar savaşa çağrılmaktadır.

Kendisine kılıç, kalkan, mızrak ve at alarak savaşa katılır. Ve savaşta vurulur.

Peygamberimiz,” Ya Saad, kokun ne kadar tatlı, Allah ve Resulullah katında sevgin ne kadar yüce!” buyurur.

Resulullah bu sözlerden sonra önce ağlar,sonra gülümser ve daha sonra başını başka tarafa çevirir. 

Ebû Lübabe bunun sebebini sorar. Peygamberimiz ;”Ağlamamım sebebi, Saad’ı kaybetmenin üzüntüsünden. Gülmemim sebebi, Sad’ın Allah(c.c) katındaki derecesi ve itibarından. Başımı başka yöne çevirmemim sebebi de, Saad’ın cennet hurilerinden olan zevcelerini görmüştüm.

Bu manzara karşısında duyduğum hayâdan başımı başka tarafa çevirdim “ buyuruyor.

Daha sonra Saad’ın satın aldığı bütün eşyalarını, “bunları eşine götürünüz ve kızın yakınlarına da ; “Allah Saad’ı sizin kızınızdan daha hayırlı bir eşle evlendirdi.” Deyiniz. Buyuruyor.