Emanet edilen Gençlik
Şu sözü kulağımıza küpe edelim:
Gençlerini ihmal edenler, geleceklerini imha ederler.
İhmal edilen gençler kendilerini ihmal eden toplumları ve değerlerini yok ederler.
İnsan hayatının dönemleri vardır.
Bunlardan birisi de gençlik dönemi olup gençlik, tüm hareket ve heyecanıyla geçen dünümüzün adı, ömrümüzün en verimli çağı, yaşadığımız geleceğe döndüğümüzde, istikbalimizi teslim edeceğimiz yarınlarımızdır.
Gençlik, insan hayatının en kritik anı olup, bu dönemde kişi azami kapasitesini kullanabilir, hayırda da şerde de büyük mesafeler alabilir.
Duygu ve kabiliyetlerin, enerjinin doruk noktaya ulaştığı böyle bir anda, bunları dizginlemek, kanalize etmek insana çok şey kazandırır.
Bu iş zordur ama çocukluğundan itibaren kendini iyi yola koyabilmiş, nefsini hayra yöneltmiş, güzelliklere alıştırmış bir genç,
Allah’ın rızası yolunda olup bunları başarabilir.
Bir ülkenin yarınlarından emin olması, yetiştirdiği gençliğin ruh ve beden yönünden sağlıklı, duyarlı ve tutarlı olmasıyla mümkündür.
Gençlerine iyi imkanlar hazırlamayan, onların maddi ve manevi ihtiyaçlarını göremeyen, seslerini duyamayan milletler, kendi geleceklerini tehlikeye atmış demektir.
Gençlik, milletler için bulunmaz bir nimet, önemli bir güç, yararlanılması gereken muazzam bir kuvvettir. İyiye ve güzele yönlendirilirse, insanlık için sonsuz yararları, yoldan çıkarsa hem o toplum ve hem de gençliğin kendisi, ülke ve insanlık için bir endişe ve üzüntü kaynağı haline gelir.
Peygamberimiz (s.a.v.) gençliğe ve gençlerimizin yetişmesine çok büyük önem vermiş, peygamberliğinin ilk yıllarından itibaren yanında gençleri bulmuş, birçok yaşlılar İslam’a şiddetle karşı çıkarken, gençler Müslüman olmuş ve İslam’a destek vermiş, bu gençlerin çoğu, zengin ve itibarlı ailelerini terk ederek büyük çileler pahasına onun yanında yer almışlardır.
Kur’an-ı Kerim ise bir kısım önder gençlerin hayatlarını hisse alalım diye kıssa olarak anlatmaktadır.
Hayal edipte yapamadıklarımızı yalnız gençlerden beklemek veya hep onlardan şikayet edip onların bazı davranışlarını kıyamet ve felaket habercisi gibi görüp göstermek çıkar yol değildir.
İstesek de istemesek de, bu ölümlü dünyada yarınlar, daima bugünkü gençlerin olacak, geleceği onlar kuracak, insanlığı onlar temsil edecektir.
Bu tartışılmaz gerçek karşısında ana, baba, çevre, toplum ve kurumlar olarak, tabii değişim ve gelişimden kaynaklanan şikayetleri bir tarafa bırakarak, onlara ne veri ne aldığımızın hesabını yapıp, gençleri toplumun üyeleri haline getirmeli, gelecekte fert ve toplum olarak ülkemizi ve milletimizi temsil sorumluluğunu yüklenecek kıvama sokmak için gereken tedbirleri almalıyız.
Kur’an-ı Kerim: “Sonra o gün nimetlerden mutlaka sorulacağımızı önemle beyan etmekte ve dikkat nazarlarımızı çekmektedir.”(Tekasür, 102/8
Gençlik;
Gençlik dönemi, insan hayatının en önemli dönemidir. Bu dönem insan hayatının gelecekte alacağı durumu büyük ölçüde etkileyen ve biçimlendiren kararların alındığı, insan kişiliğinin büyük ölçüde tamamlandığı bir dönemdir.
İnsan geçimini sağlayacağı mesleğini, hayatını paylaşacağı eşini bu dönemde seçer. Önemli ölçüde değer yargılarına, dünya görüşüne, zihniyet yapısına bu dönemde kavuşur. Onun içindir ki gençlik dönemi insanın sosyal kişiliğine kavuştuğu olgunlaştığı, kişiliğini bulduğu, kimlik sahibi olduğu bir çağdır.
Bunun için gençlerimize sahip çıkılmalı, onların eğitim ve sorunlarıyla ilgilenmelidir. Allah’ın razı olduğu bir genç yetiştirmek için gerekeni yapılmalıdır.
Gençlik günleri değer itibarıyla, maddi servetlerle kıyaslanamayacak bir kıymete haizdir. Bu nimeti israf etmeyen ve gençlik günlerini Allah’ın razı olacağı işlerle meşgul olmalıdır.
Gençlik çağının paha biçilemez bir kıymeti vardır. Bu sözü çok kimse söylemekte, fakat insanlardan çok azı onun değerini bilmektedir. Fıkır fıkır hareketlerin depolandığı GENÇLİK ÇAĞI’nın değeri hakkıyla bilinmiş ve yerli yerinde kullanılmış olursa, memleketimizin geleceği için çok faydalı temeller atılmış olur. Bu anlayışı ihmal etmemiz sebebiyle değerli zamanlar çok kere boşa akıp gitmekte ve “Gençler bilebilseydi, ihtiyarlar yapabilseydi “sözü tekrarlanmaktadır.
Gençler, çok değerli ve meyve vermeye müsait bir fidana benzer. Gelişip olgunluk devresine ulaşıncaya kadar devamlı bir bakım ve kontrol ister. Terbiyesiyle meşgul olmak, ıslahına gayret göstermek ve iyi fikirleri aşılamak ister. Bunlar yapılmadığı zaman yozlaşır ve yobazlaşır. Onları iyi yetiştirebilmek için, kendilerini iyi yetiştirmiş bir kadronun ve eğitilmiş bir cemiyetin oluşması gerekmektedir. Topluluk olgunlaşmadığı müddetçe gençleri yetiştirmekte başarılı bir sonuç elde edilemez.
Delikanlılık çağında bulunan insanlar; ilmin, görgünün ve aklın uzaklarında yaşayan bir enerji kaynağıdır. Atisini gören ve geleceğini düşünen milletler, bu enerjiyi hikmetin, basiretin ve milli harsların içinde tutmaya gayret göstermelidirler. Aksi halde dinine düşman, tarihine yabancı, vatan sevgisinden habersiz ve serseri bir güruh haline gelirler.
Bir milletin istikbalini keşfetmek isterseniz, gençlerini ne şekilde yetiştirdiklerine ve okullarındaki öğretim usullerine bakınız. Bu aynada o milletin istikbalini seyredebilirsiniz. Bu sırrı keşfeden milletler, faydalı yolu tutarak mesut sonuçlar ve sevindirici neticeler elde etmişlerdir. Bir toplumun yükselmesi gençlerinin iyi terbiye edilmesine bağlıdır. İyi terbiye verilmeyen bir çocukla, kötü terbiye edilen çocuk arasında hiçbir fark yoktur. Zira biri hiç terbiye edilmemiş, diğeri ise kötü yetiştirilmiş olmakta ve neticede aynı çıkmaz sokakta buluşmaktadırlar. Din ve iman ile kalp ve ruhunu, ilimle dimağını aydınlattığımız gençler, inkârcılığı bırakıp imana, dalaleti terk edip hidayete, zulmü çiğneyip adalete meyledecektir.
Hayatımızın ilkbaharı olan gençlik günleri, Allah’ın ihsan ettiği çok değerli bir nimettir.
Bu nimetin değerini bilen, bu çağın enerjisini dinimizin esaslarına uygun olarak kullanmalıdır. Allah’ın verdiği nimetler, kıymeti bilinmeyecek ve yerinde kullanılmayacak olursa boşa gitmiş ve nimeti verene karşı nankörlük yapılmış olur. Sağlık ve gençlik, Allah’ın bizlere ikram ettiği en değerli nimetlerdir

