fatmagultanis @ gmail.com

RAHAT OL ADALET ŞAŞMAZ

Adalet bazen yavaş işler; ama sabır ve teslimiyet, huzurun tohumudur.

Bugün haksızlığa uğramışsan, unutma — hiçbir hak yerde kalmaz. Yaşanmışlıkların varsa bil ki yaşayacakları da vardır .

Yaratıcının adaletine güven. Hayat, küçük bir kasabanın sessiz saatleri gibi; sakin görünür ama altında bin bir hikâyeleri vardır.

Bakarsın bir iftira, bencillik, kendini bilmezlik, bir miras kavgası... her kesin hayatı başkadır kendine özeldir fakat benzerlikler taşır.

Bir gün, hiç beklemediğin anda biri seni yok sayar; bir diğeri, elindeki hak için seninle ters düşer.

Bugün toplumda sıkça tanık olduğumuz olaylar — sosyal medya, günlük hayatımızda , bir annenin ömrünü adadığı evladının yaşlılığında yalnız bırakması, miras yüzünden parçalanan aileler ,hiç beklemediğin anda bir takın kişilerin öfkelerini kusup gerçek yüzlerini ortaya koymaları ve hiç aynaya bakmayışları bizleri üzüyor.

Bir toplumun aynası, aile ve vefadır. Düşünelim: Bir anne ve baba, yıllarca çocuklarını maddi ve manevi emekle büyütür.

Gece uykusuz geceler, fedakârlık, hayallerin ertelemesi...

Yıllar geçer Miras paylaşımı için masalar kurulurken, yaşlı bakımı söz konusu olduğunda neden geri çekilinir ?

Mal paylaşımında ben çok alayım diye yarışa girilirken yaşlılara bakım söz konusu olduğunda yarışa girilmez bir hafta bakılıp kapıya atılır.

Sevgi, vefa ve sorumluluk duygunu zu nerede kullanılıyorsunuz?.

Bu modern çağda , kalbimiz fiziksel bedenin işlevini yapmaya devam ederken insani değerlerini yitiren insanlıkta ,içi boşaltılmış şekilde yaşamaya , merhametini köreltip bencillik zırhına bürünmüş halde , empatiden yoksun, dünya yalnızca kendi etrafında dönüyormuş gibi kurgulanmış insanlar etrafımızda çoğalırken, bencilleşmiş bir varoluşa doğru savrulup gidiyoruz …

Değerlerini, özünü, insan olma erdemini unutan bireyler, robotlaşmış bir yaşam içinde, duygusuzluk ları da normalleşmiş şekilde yaşamlarına devam ediyorlar.. Ama mesele sadece bu kadar değil.

Artık insanlar hiç düşünmeden, sırf bencilce düşünceleri için iftiralar atabiliyor.

Kendi evladını görmezken, başkalarını yargılamak kolay geliyor.

İftira atmak, suçlamak, yargılamak — İnsanlık ne hâle gelmiş, bir an dönüp baksak belki idrak edeceğiz ama vicdanla yüzleşmek zor geldiğinden; biz vicdanın sesini susturmayı tercih ediyoruz.

Günümüzde sıkça gözlenen bir başka rahatsız edici tutum da, haksız olduğunu bilmesine rağmen hâlâ hak iddia etmek.

İnsan, kendi haksızlığını bile bile başkalarını değersizleştirip kendini yüceltme yolunu seçiyor…

Toplumlar, birbirini değersizleştiren ve hakikati çarpıtan davranışlar üzerine kurulduğunda, uzun vadede kendi meşruiyetlerini yitirirler.

Bu örnekler acıtıcı; ama cevaplar da kendi içimizde saklı.

Empati yapmalı ve insanları yargılamak yerine kendimizi sorgulamakla başlanmalı: “Ben olsam ne yapardım?” Bu küçük iç hesaplaşma, çoğu haksızlığın önüne geçebilir.

Bir başkasının yükünü gözümüzle değil, kalbimizle ölçmeyi öğrenmeliyiz; çünkü hak yememek önce kendimize iyilik etmektir. Şunu kabul edelim ki ; Bilgi çağında yaşıyoruz ama bilgeliğe yabancıyız…

Kendine gelmek için bazen yüreğinin derinliklerine inmek gerekir.

Dönüşüm sorgulamakla başlar .Önce kendimizi sorgulamakla .Keşke bunu herkes yapabilse.

Sabır, imanla, eylemle ve vicdanla birleşince gerçek kıymetine ulaşır.

Şunu hep hatırlayalım ki, Bir haksızlık seni yaralasa da, sabrın, merhametin ve tevekkülün birleştiğinde hayatın nasıl tersine döndüğünü görürsün.

Yeter ki inan, yeter ki güven; Bir gün, geriye dönüp baktığında anlayacaksın ki: Kazananlar, kötülüğü seçenler değil; sabırla, iyilikle yolunu sürdürenler olmuştur.

Ve o gün hem vicdanın hem toplum huzuru kazanacaktır. Sevgiyle huzurla kalın.

Fatmagül TANIŞ 2025