ÜRETMEK VE ELEŞTİRMEK ÜZERE: GÖNÜLE DOKUNMANIN GÜCÜ
Toplum olarak her gün bir şeylere maruz kalıyoruz: haberler, fikirler, eserler, sosyal medya paylaşımları.
Ve neredeyse her şeye bir yorumumuz var.
Beğeniyor, beğenmiyoruz, eleştiriyoruz.
Bazen haklıyız bazen de sadece konuşmuş olmak için konuşuyoruz.
Ama çok önemli bir fark var. Üreten ile sadece eleştiren arasındaki fark.
Eleştiri, yapıcı olduğu sürece elbette değerlidir.
Üretimin niteliğini artırır, gelişim sağlar.
Ancak çoğu zaman eleştirinin ardında emek yoktur.
Bir tabloya, bir yazıya, bir tiyatro oyununa ya da bir sosyal projeye “beğenmedim” demek kolaydır.
Oysa önemli olan üretmek; taşın altına elini koymaktır.
Bir şeyleri ortaya koymak cesaret ister, emek ister, zaman ve ruh ister.
Bir yazar düşünelim.
Aylarca hatta yıllarca bir kitabı üzerinde çalışıyor.
Gece uykusuz kalıyor, kelimeleri tartıyor, defalarca yazıp siliyor. Sonunda bir eser ortaya koyuyor.
Bu eser herkese hitap etmeyebilir. Elbette ki eleştiri gelebilir.
Ama o kitap bir çabanın, bir ruhun, bir emeğin ürünüdür.
Aynı şey bir öğretmen için de geçerlidir, bir sanatçı için de, bir zanaatkar için de…
Bugün eğitici olmak, yol göstermek, gönüllere dokunmak her zamankinden daha kıymetli.
Bilgiye ulaşmak kolaylaştı ama anlamak, içselleştirmek zorlaştı.
Çünkü hızlı tüketen bir toplum olduk. Bir videoya birkaç saniye bakıyoruz, bir yazının ilk satırından karar veriyoruz.
Oysa gerçekten eğitici olmak; bilgiye ulaşmak çok daha fazlasıdır. Kalbe dokunmak gerekir.
Eğitimci olmak yargılamadan önce dinlemeyi bilmektir.
Empati kurmaktır. Karşındaki kişinin yaşadıklarını, eksiklerini, potansiyelini görebilmektir.
Bir öğretmen sadece müfredatı anlatmaz; aynı zamanda bir çocuğun ruhuna dokunur.
Bir sanatçı sadece sahneye çıkmaz; izleyicinin yüreğinde iz bırakır.
Bir köşe yazarı sadece yazmaz düşündürür, hissettirir.
Bu yüzden üretmek, sadece fiziksel bir çıktı vermek değildir.
Bir çocuğun hayatına iyi bir dokunuşta bulunmak da üretmektir.
Bir dostun içini ferahlatan cümle kurmak da.
Bazen bir tebessüm bile bir üretimdir, çünkü karşınızdaki insanda bir duygu yaratır.
Ne yazık ki üretmeden konuşmak kolay.
Konforlu bir koltukta oturup, başkalarının yaptığı her şeyi yerden yere vurmak çok kolay.
Ama gerçek kıymet, bir şeyler yapabilmekte.
Taşın altına elini koyabilmekte. Risk almakta, cesaret etmekte.
Bu dünyada kalıcı olan şeyler, emek verilmiş şeylerdir. S
amimi olan, içten olan, gönülden gelen…
Bu yüzden üretin.
Küçük büyük demeden. Bir şeyler yapın. Paylaşın. Öğretin.
İlham olun. Çünkü dünya, eleştiren insanlara değil; üreten, emek veren ve gönüle dokunan insanlarla güzelleşecek.
Ve unutmayın: Hiçbir üretim Küçümsenmemeli. Her emek değerdir.
Çünkü önemli olan sadece konuşmak değil, iz bırakmaktır.
Hoşça kalın, dostça kalın, üretelim ki kimseye muhtaç olmayalım.
Üretelim ki dünyamız güzelleşsin.
Üretelim ki geleceğimiz güzel olsun…

